Yürü, gölgen seni uğurlamakta, Küçülüp küçülüp kaybol ırakta, Yolu tam dönerken arkana bak da, Köşede bir lahza kalıver gitsin!
...
Necip Fazıl Kısakürek
/ Valizler toplandı, hazırlıklar yapıldı, memlekete yolculuk vakti geldi çattı şükürler olsun :) Çok özlemişim oraları. Kısa da olsa bir memleket arası veriyorum arkadaşlar... hepiniz Allah'a emanet olun... Tekrar görüşmek üzere İnşAllah...
Seninle bir yağmur başlıyor iplik iplik, Bir güzellik doğuyor yüreğime şiirden. Martılar konuyor omuzlarıma, Gözlerin İstanbul oluyor birden… Akşamlardan, gecelerden, senden uzağım Şiirlerim rüzgârdır uzak dağlardan esen Durgun sular gibi azalacağım Bir gün, birdenbire çıkıp gelmesen. Şarkılarla geleceksin, duygulu, ince Yalnız gözlerime bak diyeceksin. Ellerim usulca ellerine değince Kaybolup gideceksin Bir elim seni çizecek bütün pencerelere Bir elim seni silecek. Kalbim: Ebemkuşağı; günde bin kere Senin için yeni baştan can kesilecek. Ne güzel seni bulmak bütün yüzlerde Sonra seni kaybetmek hemen her yerde Ne güzel bineceğim vapurları kaçırmak Yapayalnız kalmak iskelelerde. Seninle bir yağmur başlıyor iplik iplik, Bir güzellik doğuyor yüreğime şiirden. Martılar konuyor omuzlarıma, Gözlerin İstanbul oluyor birden…
söylesem tesiri yok sussam gönül razı değil!... ne yapayım o zaman söyle ey fuzuli? gönül razı olmayacaksa susmak çözüm mü? yüreğimdeki sessiz fırtınları, içimdeki duyulmaz feryadları kime duyurayım? boğazımda düğümlenen, kavrulmuş kelimeleri olan çığlıkların tesiri olmayacaksa neden bu dibsiz haykırışları söyliyeyim?
daha ne kadar suskunluk alfabesinde süsü bozuk harfeler üreteyim? o zaman varsın tesiri olmayacak cümleler sussun! o halde varsın tesir etmeyen gönlümün sahte katibi düşünsün! ve artık o sussun! razı olmayan gönlüm sussun!...
çekilsin, sinemin dibsiz kuyularına ve bir daha sakın konuşmasın! ve bir daha sakın söylemesin!...
Basma bu eşikte benim kalbim var, Kalbim ki bir uzak hayale ağlar Kıskanç bir büyüdür bana uzletim Zâlim arzularla tutuşan etim, Her akşam bir çarmıh olur ruhuma Ben de bilmem nasıl diner bu humma; Saatler işkence, günler cellâdım, Ne ben yanlızlığa bir lâhza kandım. Ne de yalnızlığım benden usandı. Tahtayı kurt oydu, taş yosunlandı, Yabanî otlarla örtüldü duvar; Mermer havuzlarda köpüren sular Kâh bir ayna oldu kamaşan güne, Kâh bağrım açıldı bütün hüznüne Ufukları sarsan geniş rüzgârın
Benden sor sırrını bu boş yolların Benden sor ve benden dinle akşamı..