Adamın biri gidip, son zamanlarda gözlerinin dışarı fırladığını ve kulaklarının da devamlı uğuldadığını söyleyerek doktordan yardım istemiş.Doktor adamı muayene ettikten sonra ciddi bir eda ile başını sallayıp, bademciklerinin alınması gerektiğini söylemiş.Adam gidip bademciklerini aldırmış; fakat bunun bir faydası olmayınca başka bie doktora gitmiş.Bu doktor ise adama bütün dişlerini çektirmesi gerektiğini söylemiş.Adam bütün dişlerini çektirmiş ama, ne gözlerinin patlaklığı geçmiş, ne de kulaklarının uğultusu dinmiş.Bunun üzerine adam üçüncü bir doktora gitmeye kara vermiş.Bu doktor altı aylık ömrünün kaldığını söyleyince adam çok üzülmüş.'Madem ki yakında öleceğim, bari o vakte kadar krallar gibi yaşayayım' demiş.Gıcır gıcır son model bir otomobil almış, üniformalı bir şoför tutmuş, şehrin en güzel en iyi otelindeki bir daireye yerleşmiş, en lüks terziye yirmi takım elbise diktirmiş.Hatta gömleklerini bile bir gömlekçiye sipariş etmiş. Gömlekçi; 'Kol 16, yaka 34' diye ölçülerini alırken adam;'yaka 33' diye düzeltmiş.Gömlekçi tekrar ölçüp '34'diye ısrar edince adam:'Ama ben hep 33 yaka giyerim'demiş.Bunun üzerine gömlekçi omuz silkip:'Siz bilirsiniz, ama ben sizi uyarıyorum 33 yaka giymekte ısrar ederseniz, gözleriniz patlar, kulaklarınız da uğuldar'demiş.
"... Umut, bir çocuğun gözlerinde bir parıltı olup yolumu kesiyor. Umut, bir mâsum yüzün kıvrımlarına saklanıp gözümü alıyor. Umut, bir cılız nefesin boynuna dolanıp kucağıma düşüyor. Umut, bir ince tebessümün burcuna yükselip kalbimin coğrafyasını fethediyor."
Montana'nın,Choteau kasabası yerlilerinden 75 yaşındaki Billy Miller, on yıldır her sabah 11'de şehre iner,atını hep aynı yere bağlar,bütün gününü arkadaşlarıyla geçirdikten sonra, güneş batarken evine dönermiş.Günün birinde adamcağız ölmüş,atı da çiftlik arazisinde serbest bırakılmış.
Miller'in ölümünün ertesi günü saat 11'e doğru atın şehrin yolunu tuttuğu görülmüş.Saat tam 11'de her zaman bağlandığı yere gelen at,bütün gün orada beklemiş ve gün batarken de çiftliğe geri dönmüş.At,bu günlük programı ölünceye kadar tekrarlamış.
Ah vefa!İnsan türünün en önemli özelliklerinden biriydin sen.Acaba türümüzün başka hangi özelliklerini kaybettik,acaba hangi özelliklerini taşıyoruz;bir at daha göndersen. ...
Ali Ural'ın Posta kutusundaki Mızıka adlı kitabından alıntı..
~Kitabı henüz bitirmedim ama çok güzel bir kitap olduğunu şimdiden söylemek istiyorum sizlerede sık sık alıntılar yapacağım oradan inş. ~~
Oğlunun, kendisine birkaç saat evvel satın almış olduğu şapkasıyla birlikte, trenin penceresinden başını dışarı çıkarıp sarktığını gören baba, birkaç kez oğlunu ikaz etmiş içeri girmesi için. Fakat küçük afacan babasının uyarılarını duymazlıktan gelip rüzgarla arasındaki oyuna devam etmiş; baba ne kadar "Oğlum yapma, içeri gir, şapkanı düşüreceksin" dediyse de küçük afacanı iknâ etmesi mümkün olmamış.
En nihayet sabrı tükenen baba, çocuğun farkedemeyeceği bir şekilde başından şapkayı kapıp "Bak gördün mü?" demiş; "Ben seni uyarmıştım, işte sonunda şapkanı düşürdün!"
Şapkasını kaybettiğini sanan çocuk tabii bu duruma çok üzülmüş ve gözünde iki damla yaşla tam da mahzun mahzun yerine oturacakken, babası, elinde tuttuğu şapkayı ona gösterip "Al şu şapkanı bakalım. Fakat bir daha da sakın trenin penceresinden başını çıkarıp sarkma, olur mu?" diye oğluna tenbihte bulunmuş. Çocuk babasının elinden sevinçle şapkasını alıp bir süre uslu uslu oturmuş.
VE çok geçmeden tekrar pencereye koşmuş; heyecanla şapkasını dışarı fırlattıktan sonra babasına yalvaran gözlerle bakıp şöyle demiş:
— Babacığım! N'olur, demin yaptığının aynısını bir daha yapsana!
Yürü, gölgen seni uğurlamakta, Küçülüp küçülüp kaybol ırakta, Yolu tam dönerken arkana bak da, Köşede bir lahza kalıver gitsin!
...
Necip Fazıl Kısakürek
/ Valizler toplandı, hazırlıklar yapıldı, memlekete yolculuk vakti geldi çattı şükürler olsun :) Çok özlemişim oraları. Kısa da olsa bir memleket arası veriyorum arkadaşlar... hepiniz Allah'a emanet olun... Tekrar görüşmek üzere İnşAllah...